İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Ekonomideki Son Gelişmeler Üzerine

Ne Olacak Bu Ekonominin Hali?

Kaynağını ABD ekonomisi oluşturan Dünyadaki olumsuz ekonomik gelişmeler üzerine herkes bir şeyler yazıyor ve söylüyor.Biz de son bir haftadır olup biteni izledik ve sıkça sorulan bir soruya da(Ne olacak bu ekonominin hali?)cevap olsun diye bu haftaki gündemi ekonomideki gelişmelere ayırdık.Genelde tüm dünya da özelde Türkiye ekonomisine  de olumsuz yansımaları olan gelişmelerden üç alanda dersler çıkarabiliriz.

  1. Krizlere alışmalıyız ve krizlerden fırsatlar yaratarak büyümeliyiz ve gelişmeliyiz

Değişen ve gelişen bünyelerde bazı olumsuzlukların yaşanması doğaldır. Dünya ekonomisi ve buna bağlı olarak ülke ekonomileri birbirleriyle daha fazla etkileşim içindedir.Etkileme gücü olan ekonomilerde (Örneğin ABD)oluşan depremler tüm dünya ekonomisini olumlu veya olumsuz etkileme gücüne sahiptir.Bu kaçınılmaz doğal olaya kriz adını veriyoruz.Krizlerin bir özelliği de artık sürekli hale gelmesidir.Bu noktada yapılacak en akılcı yöntem kriz yönetimidir.Gerek hükümetler gerekse işletmeler düzeyinde kriz yönetimini kurumsallaştırmalıyız.Her krizin beraberinde, sorunlar getirmekle birlikte fırsatlar da getireceğini unutmamalıyız.Fırsatları iyi değerlendirenler krizlerden ucuz kurtulanlar olacaktır.

2. Krizler küçük,zayıf olana ve ekonomik davranmayana daha çok zarar vermektedir.

Tüm krizler zayıf bünyeleri daha derinden etkilemektedir.Deprem örneğinde olduğu gibi çürük veya hasarlı yapılar daha çok etkilenmektedir.Son kriz de de  küçük işletmeler,küçük tasarruf sahipleri,emekçiler bedel ödediler. Sigaraya,gaza,benzine,ekmeğe zam kapıdadır. Kısa vadede küçüklerin bu etkiden kurtulabilmesi de mümkün değildir.Belki ekonomik ve rasyonel davranış biçimleri krizin olumsuz etkilerini azaltabilir.Küçüklerin krizden korunmasında Devlet yardımlarından başka çare şu an için gözükmüyor.

3. Kapitalimin açmazı olan paylaşım sorunu giderek belirginleşmekte ve ekonomik krizlerin merkez üssü durumuna gelmektedir.

Kapitalizmin eskiden beri fay hattı olan ve ileride daha büyük depremler yaratma potansiyeli olan  paylaşım sorunu acil çözümler bekliyor. Kapitalizmin çözüm bulamadığı paylaşım sorunu bundan 50 yıl ve daha öncesi küçük krizlerle dünya ekonomisini etkilemeden atlatılabiliyordu. Ancak son 20 yıldır adına küreselleşme adını verdiğimiz olgu paylaşım sorunu nu da küresel boyutlara taşımıştır. Küreselleşme dünya üzerinde pek az kişiyi zengin ederken veya zaten zengin olanların servetlerini artırırken bir kısım orta halliler de fakirleştirerek yoksul sayısını artırmaktadır.Şu anda kapitalist ekonomik sistemin üretim ve tüketimle ilgili kriz yaratabilecek önemli bir sorunu yoktur.Depremin merkez üssü Paylaşım alanıdır. .Faizlerin indirilmesi,Yabancı para kurlarında ayarlamalar,Merkez bankalarının müdahelesi sorunlara pansuman olmaktadır. Nitekim ABD Hükümeti Paylaşım sorununun çözümüne yönelik bir plan hazırlamıştır. sübvansiyon Bu plana göre Devlet 146 Milyar dolarlık bir genel (devletçe yapılan para yardımı)yapacaktır. Bu yardım aşağıdaki alanları kapsamaktadır.(Söz konusu düzenlemeler 2008 yılı Şubat ayında Senatoda onaylanarak yürürlüğe girmiştir.)

  1. Her kişisel vergi yükümlüsüne 500 dolar civarında fon geri verilecek. (Karı kocanın her ikisi de vergi yükümlüsü ise her ikisi de bundan yararlanacaktır)
  2. Her işsize sanki çalışıyormuş gibi ücret ödenecektir.
  3. Daha fakirlere bedava yemek yeme olanağı sağlayan kartlar verilecektir.

Söz konusu plan ABD’de paylaşım sorununa çözüm için bir çare olabilir.Ancak ABD bu yardımları para basarak yapacaktır.ABD’nin dolar basarak çözdüğü içsel sorunlar orta ve uzun dönemde küresel ekonomik krizlere dönüşmektedir.Bu yöntem ,kapitalizmin yeni fay hattı olan küresel paylaşım sorununa çözüm sağlamayacak aksine bize olumsuz yansımaları olacaktır.Yani fakirler ve orta direk için zamlar yoldadır.Zam yapma politikası paylaşım sorununu daha da derinleştirmektedir.

2008 başından bu güne ABD’ de özellikle paylaşım sorunundan kaynaklanan kriz konusunda olumlu bir gelişme sağlanamamıştır.Paylaşım sorununa pansuman bir çözüm de Obama’dan geliştirilmiştir.Bu kez 450 milyar dolarlık bir istihdam projesi hazırlanmış ve basına “ Obama zenginden alıp işsize verecek” haber başlığı ile yansımıştır.

Paylaşım sorununun kaynağı ile ilgili güncel çalışmalarda bulunmaktadır.

Kapitalist sistemin paylaşım sorunlarını yaratan olguların başında milli servet artışının milli gelirdeki artıştan daha fazla olmasıdır.İktisat tarihçisi Thomas Piketty İncelediği 20 ülkede 300 yıl boyunca Yatırım Getiri Oranı’nın (kâr, temettü, faiz ve kira) yılda yüzde 4-5 arasında gezinirken, milli gelirin büyümesinin yüzde 1-2 arasında oluştuğunu hesaplamış. Bunun da milli servet dağılımını “Emekçiler aleyhine-kapitalistler lehine” değiştirdiğini görmüş ve sebeple de kapitalist sistemde paylaşım kriz çıktığı kanaatine varmıştır.Yani emeğiyle geçineneler her geçen gün fakirleşmektedir.Özellikle servetlerinden kazananlar başta olmak üzere zenginler daha zengin Fakirler gittikçe fakirleşmektedir. Karl Marks (1818-1883) Kapitalist sistemi, yaşadığı dönemde en iyi inceleyen filozof,tur. Marks, kapitalist süreç, sonunda “Zenginlerin daha zengin, fakirlerin daha fakir olacağı” bir evreye gelecektir. Bu evrede geniş kitlelerin satın alma gücü çok düşmüş olacak ve ekonomi “Talep yetersizliğinden” krize girip çökecektir öngörüsünde bulunmuştur. Milli servetin büyük bölümün gitgide nüfusun küçük bir kısmının eline geçmesine karşılık Talep yetersizliğini çözmek üzere özellikle dar gelirli kesimlerin desteklenmesi kapitalist sistemin önemli bir çözüm yolu olmakta, fakat sosyal yardımlar yetersiz kalmaktadır. Thomas Piketty ‘de bunu yetersiz bulmakta ve “Birikmiş servet-miras-intikal” vergisi konulmasını önermektedir.Kapitalist sistemde konulması çok zor bir vergidir.Bu nedenle de paylaşım sorununun bir çözüm yolu şimdilik değildir.Şimdilik çözüm yolu fakir fukaraya- garip gurebaya daha çok transfer harcaması yapmaktır.Bir başka çözüm de özellikle devletin vergi kaynağı olan ve vergileri yansıtamayan emekli ve emekçilerin gelirlerini artırmaktır.Gelirini artıramasak bile özellikle tüketim ve diğer dolaylı vergi yükleri azaltılmalıdır.

Türkiye 2008 yılından bu yana dünyada yaşanan krizi iyi değerlendirmiştir ve fırsatlar yaratmıştır şeklinde bir ifade yanlış olmaz.Özellikle son 3 yılın ekonomik verileri analiz edildiğinde bu yorumu yapabiliriz.Ancak bu fırsatın kısa süreli olduğu yakın gelecekte önlem alınmadığı takdirde Türkiye de krizden olumsuz etkilenebilecektir.

Son ekonomik krizi ve bundan sonra gelebilecekleri ucuz atlatmanın yolu zam değil, paylaşım konusunda somut ekonomik çözümler ortaya koymaktır. Örneğin, emeklilerin maaşlarında artış sağlama, işsizlik sorununa çözüm bulma veya ABD’nin  yaptığı gibi işsizlere ücret ödeme, vergi oranlarında fakirler lehine düzenlemeler yapma gibi.Bu  ve buna benzer önlemler küresel krizlerin etkisini nispeten hafifletecektir. Hükümetin ekonomi kurmayları küresel krizlerin yarattığı paylaşım sorunlarının çözümü için strateji ve politikalar geliştirmek, hükümet de uygulama ya geçirmek için çok  fazla zamana sahip değildir. Önlem alınmadığı takdirde özellikle küçük, zayıf ve fakir olanları yakın zamanda yeni krizler beklemektedir.

Not: Bu yazıyı 2008 yılında kaleme almıştım. Benzer konuda bir yazı için çok fazla değişiklik yapmadım. Konu güncelliğini korumaktadır.

İlk yorum yapan siz olun

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir